2 Temmuz 2009 Perşembe

27 Mayıs - Menderes..


Ne demiştik? Yavaş yavaş siyasetle ilgilenmeye başlayan ağa çocuğu Menderes, Atatürk'le görüşme fırsatı bulmuştu. Aydın'da köylü ne yapar ne eder merak eden Atatürk'e Aydınlılar "Valla bunu en iyi Adnan bilir, adam ağa yani sonuçta." diye karşılık vermiş, bunun üzerine de ikili bir araya gelmişti.

Adnan Menderes heyecanlı tabii. Boru değil, adam birdenbire koskoca Atatürk'le görüşme fırsatı yakalamış. Normalde ayaküstü on dakika görüşmesi gereken ikili, Menderes'in hızını alamayıp yardırmasıyla yaklaşık üç saat konuştu. Köylünün sorunlarından girdiler, Aydınspor'un ligdeki pozisyonuna kadar gittiler. Çıkışta Atatürk çevresindekilere "Eleman üç saat esir aldı resmen, ne heyecanlı adammış arkadaş." diyerek hislerini anlattı. 

Efendim birkaç ay geçti, yeni milletvekili listeleri radyoda okundu. Aydın milletvekili, Adnan Menderes olmuştu. Kendisi radyo dinlemeyi sevmiyordu, o yüzden haberi yanına gelip "Hacı mebus olmuşsun? Bizi de görürsün artık haa." diyen bir arkadaşından aldı. Kulaklarına inanamadı tabii. "Olm yemiyorsun di mi bak. Şşş. Ciddi misin lan." diye bir daraltma seansının ardından, birkaç tanıdığın daha aramasıyla habere inandı. Şaka maka üç saat köylü möylü yardırıp mebus olmuştu Menderes.

Çılgın gibi sevinmesinin yanında, biraz da tırstı tabii Adnan Menderes. "Lan yol bilmem iz bilmem, Aydın'da domates yetiştirmeye benzemez bu iş hacı. Bir şeyler yapayım ben." diye düşündü ve 33 yaşında gidip Ankara Hukuk Fakültesi'ne yazıldı. Esasında lise diploması bile yoktu da, "Babuş vekiliz ya yap bir kıyak şş." diye hatır gönül girdi fakülteye. Bu tarihten itibaren gündüzleri milletvekilliği yapıp akşam da ikinci öğretimden Hukuk Fakültesi'ne gitmeye başladı. Sınıf arkadaşlarına da "Ya üniversitede çalışmak lazım bak bana mebusluk yapıyorum ahı ahı." diye pis pis espriler yapmıyor değildi. Saç uzattı, "Interrail yapmak lazım olm." muhabbetleri yaptı. Gerçek bir üniversiteliydi artık.

Seneleeer geçti. Bu seneler içerisinde diktatörlükler kuruldu. 1938 yılına gelindiğindeyse, Atatürk hayata gözlerini yumdu. Bir yandan İkinci Dünya Savaşı başladı başlayacak. Bir yandan da bu gelişme. Ortalığın karışacağı belliydi yani.

Atatürk ölünce ülkece bir dumur olundu tabii. "Lan ne yapıcaz şimdi kim geçecek ülkenin başına." tartışmaları başladı. İki aday vardı efendim. Birincisi; Atatürk'le İsmet İnönü'nün arası bozulunca başbakanlık koltuğuna oturmuş olan Celal Bayar. Diğeriyse, bizzat İsmet İnönü tabii. Bu ikili hiç anlaşamazdı efendim. 11 Kasım 1938 günü, oylamalar yapıldı. Yeni cumhurbaşkanı seçildi. Bunları da bir sonrakinde anlatalım ama di mi.

s.

Hiç yorum yok: